Terapiye başvuran kişilerin bir çoğunda kalp çarpıntısı, nefes darlığı, sıkışma-bunalma hissi olduğunu biliyor muydunuz? Bu saydıklarım vücudun anksiyete deneyimlerken gösterdiği temel semptomlardan bazıları. Kişiler bu şikayetleri yaşadığında ilk iş doktora gidiyorlar ve kalp krizi geçirip geçirmediklerini öğrenmek istiyorlar. Panik atak, ani ve beklenmedik şekilde kalp çarpıntısı, göğüste sıkışma, kötü bir şey olacakmış gibi bir korku-panik hissi şeklinde tanımlanabilir. Bir kaç dakika ile 30 dakika arasında sürebilir. Bu ani ve beklenmedik atak karşısında kişi ne yapacağını bilemediği için genellikle bu atağı yaşamaya karşı da “Ya yine olursa?” şeklinde bir endişe hali başlar. Kişilerin yaşadıkları bu deneyimin psikolojik mekanizmalarla ilişkili olduğunu kabullenmesi genellikle zaman alır. Semptomlar o kadar yoğundur ki “sanki fiziksel olarak kötü bir şey var” gibi düşünürler.
Genetik yatkınlıklar, öğrenme süreçleri, travmalar, aile içi dinamikler, kişilik özellikleri gibi birçok faktör panik atakta rol oynar.
Panik atak, psikolojik mekanizmaların zemin oluşturduğu ve tetiklediği, fizyolojik belirtilerin ön planda olduğu zaman zaman da tetikleyici olduğu bir deneyimdir.
Panik ataklarının tedavisi genellikle birkaç farklı yaklaşımın kombinasyonuyla yapılır. Bu yaklaşımlar arasında terapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri bulunabilir. Tedavi süreci genellikle kişinin semptomlarının şiddeti, sıklığı ve kişisel tercihleri doğrultusunda belirlenir.
Panik atakta bireyin Duygu-Düşünce-Beden Duyumu-Davranış zincirleri birbiriyle eşleşmiştir.
Deneyimlenen yaşam olayları birbirinden çok farklı olsa da kişinin algısal olarak zihninde temas ettiği yer hep aynı: “Baş edemem”, “Dayanamam”, “Çaresizim”. Dolayısıyla kişide bu şema inançlarının tetiklendiği her anı geçirilen panik atak takip ediyor. Bahsi geçen negatif inançlar aşırı genellenmiş ve doğrudan en kötü senaryoyu işaret eden cümlelerdir. Kalıp yargıyla ile felaketi ifade eder. Dolayısıyla gerçeklikten uzaktır. EMDR, Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi gibi birçok ekolde en temelde çalışılan kişinin zihnindeki negatif inançlardır. İster anının yeniden işlemlenmesi ile olsun, ister mod diyalogları ve geçişleri ile, ister bilişsel yeniden yapılandırma ve üstüne gitme ile en nihayetinde ulaşılan nokta danışanın “Çaresizim” etiketinden sıyrılmasıdır.
Etiketlerimize esir olmadığımız, özgürlüğü kucakladığımız bir yaşam dileğiyle…